12 Halife Meselesinin Aslı
Şiilik’te Mehdi’nin kaybolduğu ve 12.imamın sonuncusu olarak dünyaya tekrar döneceği inancı vardır. Bu yanlış inanç peygamberimizin söylediği iki ayrı hadisin yanlış anlaşılarak tahrif edilmesinden kaynaklanmaktadır. Birincisi, önceki sayfada açıklığa kavuşturduğumuz Mehdi’nin kayıplığı, ikincisi de yeryüzüne 12 halife geleceginden bahseden hadislerdir. Bu iki hadisin aslı vardır, fakat tahrif edilmiştir.
Cabir b. Semura’nin (r.a.) rivayetinde Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 12 halifeye kadar bu dinin üstünlüğü devam edecektir. Bu halifelerin hepsi Kureyş’ten (peygamber soyundan) olacaktır.
Sünen-i Ebu Davut, 5/90
Şiiler, ilk olarak hadisteki halife kelimesini imam olarak değiştirmişler ve bu imamların masum (günahsız)olduğunu savunmuşlardır. Bu iki çarpıtma dışında, Halbuki peygamberimiz, “Halifeler Kureyş’lidir” diyerek onların peygamber soyundan olmaları özelliğine dikkat çekmiştir.
İslam alimlerinin ekserisi bu hadisteki 12 halifeden ilk dördünün peygamberin (s.a.v.) halifeleri (Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali r.a) olduğunu söylemişlerdir. Mehdi de bu salih halifelerden biridir. Başka bir hadiste ise Mehdi’den sonra başa geçecek olan üç salih halifeden bahsedilmektedir. (Allahualem) Geri kalan diğer dört halife ise tam olarak bilinememektedir. Fakat onların da önceki devirlerde islam aleminin başında bulunmuş salih halifeler olmaları muhtemeldir. (Allahualem)
İşari manada ayet meali:
5/12- “Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik.”
Mehdi Muhalifi Şahıslar
Semadan bir ses onu ismiyle çağıracak ve doğuda, batıda hatta uykuda olan bile bu sesi duyacak ve uyanacaktır. El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 56
Allah’u Teala, Kur’an-ı Kerim’de her peygamberin bir baş düşmanı olduğunu haber vermektedir. Musa (a.s)’a Firavun, İbrahim (a.s.)’a Nemrud baş düşmandı. Peygamberimizin de (s.a.v.) en büyük düşmanı kavminin lideri Ebu Cehil’di.
25/31- İşte böyle; biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
2/258- Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda İbrahim'le tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demişti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti. (O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah güneşi doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Bir adam semadan ismiyle mutlaka çağrılacak ve delil onu inkar etmeyecek, zelil ona mani olmayacaktır.
Kitab-ül Burhan Figif); background-origin: initial; background-position: 5px 15px; background-repeat: no-repeat no-repeat; border-bottom-color: rgb(219, 213, 183); border-bottom-left-radius: 5px; border-bottom-right-radius: 5px; border-bottom-style: solid; border-bottom-width: 1px; border-image: initial; border-left-color: rgb(219, 213, 183); border-left-style: solid; border-left-width: 1px; border-right-color: rgb(219, 213, 183); border-right-style: solid; border-right-width: 1px; border-top-color: rgb(219, 213, 183); border-top-left-radius: 5px; border-top-right-radius: 5px; border-top-style: solid; border-top-width: 1px; box-shadow: rgb(219, 213, 183) 3px 3px 3px; color: #121419; display: table; font-family: Georgia, serif; font-size: 13px; font-style: italic; line-height: 22px; margin-bottom: 1.615em; margin-left: 30px; margin-right: 30px; margin-top: 1.615em; padding-bottom: 15px; padding-left: 35px; padding-right: 15px; padding-top: 15px; text-align: justify; text-shadow: rgb(215, 200, 160) 1px 1px 1px;">
İbni Münavi kitabında şöyle anlatıyor:
Süfyan’lar ve Mehdi’ler 3 tanedir. 1.Süfyan için 1.Mehdi, 2.Süfyan için 2.Mehdi, 3.Süfyan için 3.Mehdi gelecektir. El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 64
Bu hadiste 3 tane Süfyan ve bunlara karşı 3 tane Mehdi olacağı bildirilmektedir. 3. Süfyan için 3. Mehdi yani asıl ve büyük Mehdi gelecektir.
Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edilmiştir:
Sam’ın ortasında adına Süfyani denilen ve kendisine tabi olanların çoğunun Kelb kabilesinden olacağı biri çıkar. O insanları öldürür, hatta kadınların karınlarını deşip çocuklarını katleder.
Hz.Ali’nin (r.a.) rivayetinde ise (ilave olarak):
Süfyani’nin kafası oldukça büyüktür. Yüzünde kasıntılı bir hastalıktan eser vardır. Gözünde de beyaz bir nokta bulunur. Kendisine karşı toplanan Kays kabilesini de iyice yok eder. (İşte o zaman) Ehl-i Beyt’imden bir adam çıkar. Onun haberi Süfyani’ye ulaşınca, Süfyani ona karşı bir ordu gönderir. Ancak bu ordu Beyda’ya vardığında yere batırılır. Kendilerinden haber getirenler dışında hiç kimse sağ kalmaz.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 40
Hafiz Esad, 1970 yılında darbeyle başa geçmesinden sonra kurduğu baskıcı rejimle ülkesini adım adım komünizme yaklaştırmıştır.
Ülkede İslam düşmanlığı büyük boyutlara varmıştır. Müslümanların inançlarının gereklerini yapmaları engellenmekle kalmayıp, bizzat canlarına kastedilmektedir. Sadece 1982’de Hama katliamında 30 bin müslüman öldürülmüştür.
Başka bir hadiste de Süfyan’ın yapacağı diğer işler anlatılmaktadır.
“Ciğerlerini yiyenlerin oğlu” olan Süfyani kuru bir vadiden çıkar. Kelp kabilesinden abus çehreli, sert kalpli adamlardan kurulu bir ordu düzenler.
Ve bunlar her tarafa zulmederler. O; medrese ve mescidleri yıkar, rüku ve secdeye giden herkesi cezalandırır. Zulüm, fesad ve fısk çıkarır. Alim ve zahidleri katleder, pek çok şehri de işgal eder. Kan akıtmayı helal kılarak Ali Muhammed’e düşman kesilir. Kendi zulüm ve keyfine karşı geleni öldürtür. Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , 37
“Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman” kitabının 52. ve 53.sayfalarında anlatılan uzun hadiste, yardımcısı Haddam olan Süfyan’dan bahsedilmektedir. Hafiz Esad’ın yardımcısı da General Abdülhalim Haddam’dı.
“Süfyani Sam tarafindan (Yabis vadisi denilen) bir yerden çıkacaktır.
Süfyani Küfe’den yola çıkacaktır.
Yerle bir olan askerin Sam’dan gelecegine dair rivayetler oldugu gibi Irak’tan olduklarina dair rivayetler de vardır.” Kıyamet Alametleri, 172
“Hz. Ali’nin neslinde olan Süfyani’ye gelince; (1) O büyük cüsseli bir şahıstır. (2) Bu adam Mehdi’den önce etrafını yakıp yıkacaktır. (3) Bütün şark ülkelerini dolaşacak. (4) Birçok melikle harb edecek (5) Ve herkesi mağlub edecektir.” Mehdilik ve Imamiye, 82 (el-Isa’a, li Esrat’s Saa, 167 ‘den nakil)
Bir tevili şudur ki;
(1) Büyük cüsseli olması, Süfyan’ın belki de kendisi gibi suretlerinin büyüklüğüne veya çeşitli vasıtalarla şahsının olağanüstü bir insanmış gibi gösterilmesine işaret etmektedir.
(2) Bu adam Mehdi’den önce etrafını yakıp yıkacaktır…Demek ki Süfyani Mehdi’den önce çıkacak, birçok savaşlarda bulunacak, ortalığı savaş silahlarıyla yakıp yıkacaktır
(3) Bütün doğu ülkelerini dolaşacak…Hadisin bu kısmı Süfyani’nin birçok memlekete seyahat etmesine işaret edebileceği gibi, fikir sisteminin bu ülkelerde de yayılmasına işaret edebilir.
(4) Birçok melike harb edecek…Süfyani, zamanında birçok devletin ordusu ile silahlı savaşa girecektir.
(5) Ve herkesi mağlub edecektir. Süfyani savaştığı bütün orduları yenilgiye uğratacak, kesin bir zafer kazanacaktır. (Allahualem)
Hadis-i Şeriflerde bildirildiği üzere Mesih’i Deccal daha ileriki senelerde Yahudiler arasından çıkacak, bizzat kendisi de Yahudi olacaktır. Deccal sihir ve hipnotizma türünden çeşitli istidracı haller göstererek, önce beklenen Mesih olduğunu iddia edecek, sonra ilahlığını ortaya sürecektir. Dinsizliği ve her türlü ahlaksızlığı teşvik ederek kendisine büyük taraftar toplayacaktır. Fakat sonunda Hz.İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.r.) tarafindan öldürülecektir.
Selef ve halef uleması arasında şu husus pek şöhret bulmuştur:
Ahirzamanda mutlaka bir adam zuhur edecektir. Bu kişi benim Ehl-i Beyt’imden olacaktır. Buna Mehdi denecektir. Daha sonra da Deccal’i öldüreceklerdir. Taç Hadis Kitabı
Kenane ve Sahari'nin Çıkışı
Mehdi Sam ile Hicaz hududuna gelince orada duracak. Kendisine “Ne duruyorsun. Yürü! Denilince şu cevabı verecek. “Önce amcazademe (Sahari’ye) yazayım, eğer bana boyun eğmezse üzerine yürürüm.”
Mehdi’nin mektubu ona ulaşınca yanındaki arkadaşları şöyle dediler “İşte Mehdi çıkmıştır. Ya ona uyacaksin ya seni öldürecegiz.” Bunun üzerine Kudüs’e gelecek…
Sonra Kelp kabilesinden Kenane isimli bir adam çıkıp Sahari’ye gelecek şöyle diyecek “Biz sana biat ettik yardımda bulunduk. Fırsat tam eline gelince bu adama (Mehdi’ye) biat ettin. Yazıklar olsun sana! Allah sana bir gömlek giydirdi, sen ise çıkardın onu! “
“Yani verdiğim sözü bozayım mı dersiniz” Evet”
Diğer bir rivayette şöyle denmiştir: O aradan üç yıl geçtikten sonra ahdini bozacak ve anlaşmayı kaldıracak. Kıyamet Alametleri, 175
Mehdi'nin Gericilerle Mücadelesi
“Dini ayakta dimdik durduracak, eski hüviyetine kavuşturacaktır. İslama yeniden ruh üfleyecek, zelil hale geldikten sonra onunla İslami eski, güçlü haline sokacaktir. O, islam öldükten sonra Mehdiyle islami tekrar diriltecektir. Cizyeyi kaldıracak, kılıç vasıtasıyla insanlari Allah’ın dinine davet edecektir. Ondan kaçan öldürülecek, onunla mücadeleye girişen perişan olacaktır.
Hatta Resulullah yasamis olsaydi, kendisine hiçbir sey yapmayacakti. Onunla hükmü ise baglayacakti. Yani Resulullah bile onun isine müdahale etmeyecektir. Onun döneminde din tamamen reyden arınmış olarak eski hüviyetini kazanacaktır. Vereceği bir çok hükümlerde ulemanin fikirlerine muhalefet edecektir. Bundan dolayı ondan uzak duracaklar.”
Hadis-i Seriflerde Mehdi’ye de birçok yobazın karşı çıkacağı bildirilmektedir. Onlar, Mehdi’nin dini bidatlardan kurtarıp, aslına döndürme çabasından hoşnut kalmayacaktır, hatta “bu adam dinimizi mahvetmek istiyor” diyecek kadar ileri gideceklerdir. Ancak Mehdi Kuran ayetlerinin ve Peygamber Efendimizin sünnetinin ışığında hükmedecek, bu fikri mücadelesinde çok kararlı ve başarılı olacaktır. Mehdi döneminde, Allah'ın izniyle, İslam dini Peygamberimizin döneminde yaşandığı şekline, yani özüne dönecektir.
Kur'an-ı Kerim'de, peygamberlerin inkarcılarla ve puta tapanlarla yaptığı mücadeleleri dışında onların yobaz zihniyetle olan mücadelelerinden de bahsedilmektedir. Bu zihniyetin peygamberimiz devrinde kaybolmadığını ve günümüzde de varlığını sürdürdügünü bilmekteyiz. Kur'an'da bir çok ayette yobaz insanların özellikleri verilmiş, bu zihniyet şiddetle eleştirilmiştir.
Kur’an-ı Kerim, peygamberlerin inkarcılarla ve puta tapanlarla yaptığı mücadeleleri dışında onların yobaz zihniyetle olan mücadelelerinden de bahsetmektedir. Bu zihniyetin peygamberimiz devrinde kaybolmadığı ve günümüzde de varlığını sürdürdüğünü bilmekteyiz. Kur’an’da bir çok ayette yobaz insanların özellikleri verilmiş, bu zihniyet şiddetle eleştirilmiştir.
1. Dini zorlaştırırlar. Bunun neticesi dinin ana teması olan Allah’a iman ve ibadetin esası ihlas unutulur. Gerçekte ise dinin kolay oldugunu ve aşırılıktan kaçınılması gerektiğini bizzat Kur’an-ı Kerim emretmektedir.
22/78- “…O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir…”
2/286- “Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez…”
4/28- Allah (ağır yükleri) sizden hafifletmek ister: (Çünkü) insan zayıf olarak yaratılmıştır.
5/6- “…Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz”
7/157- Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.
Ebu Musa’dan rivayet edildi. Peygamberimiz buyurdu ki:
Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.El-Lü’lüü Vel-Mercan, 2/296
İbni Abbas’ın (r.a.) rivayetinde Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: Dinde aşırılıktan sakınınız. Sizden öncekiler ancak bu yüzden helak oldular. Ramuz-El Ehadis, 1/176
Hz.Ayşe’nin (r.a.) rivayetinde Peygamberimiz:
Allah beni ruhbaniyetle görevlendirmedi. Allah yanında dinin hayırlısı kolay tevhid yoludur.
Rumuz El Ehadis, 2/498
2. Helal olduğu halde birçok şeyi haram yaparlar, (yiyecek, içecek, teknoloji vs.) Allah adına onları insanlara yasaklarlar.
16/116- Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.
10/59- De ki: "Allah'ın sizin için indirdiği sizin bir kısmını haram ve helal kıldığınız rızıktan, haber var mi? Söyler misiniz?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan uydurup iftira mı ediyorsunuz?"
6/140- “…Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve dogru yolu bulamamışlardır.
5/87- Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.
3. Takva adı altında hiçbir ilahi kaynağı olmayan teferruat ve ayrıntıyı Dinin emriymiş gibi takdim ederler.Kur’an-ı Kerim bu konu üstünde önemle durmaktadır.
Hz.Musa devrinde Allah’u Teala inananlara bir sığır kesmelerini emretmiş, bunu çok açık, kısa ve net bir şekilde bildirmişti. Fakat o devrin yobaz zihniyetli insanları bununla yetinmemiş defalarcaAllah’tan teferrutlı izah istemişti.
2/71- (Bunun üzerine Musa, “Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve alacası olmayan bir inektir" dedi. (O zaman): "Şimdi gerçeği getirdin” dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.
Kur’an-ı Kerim’de hiçbir kıssa boşuna anlatılmamıştır. Dikkatedilirse bu kıssada insanların teferruat ve ayrıntı ile meşgul olmaları hiç hoş karşılanmamaktadır.Çünkü teferruat, insanların ibadetlerini zorlaştırdığı gibi, asıl maksadını da unutturur.
4. Dinin basitliği ve kolaylığıyla yetinmeyip, bir sürü ilaveler uydururlar, batıl inançları da bunlara dahil ederler. Kur’an-ı Kerim onlar için hiçbir zaman yeterli bir kaynak olmaz.
İşari Manada Ayet Meali:
68/36, 37- Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa (elinizde) ders okumakta olduğunuz bir kitap mı var?
5. Kendilerine ulaşan bilgileri, doğruluğunu araştırmaya gerek görmeden körü körüne kabul ederler. Yanlış da olsa aynı bilgileri çocuklarına aktarırlar.
İşari manada ayet mealleri:
31/21- Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denildiğinde, derler ki; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)?
2/170- Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?
6. Şekilciliğe çok önem verirler, dinlerini bu şekilde tebliğ ettiğini sanırlar.
7. Onlar için ahlak ikinci planda gelir. İnsanlarla geçinememek, kırıcı olmak, iğneleyici konuşma tarzı, hoşgörüden anlamamak, kaba-sabalık genel vasıflarıdır. Halbuki peygamberimiz “Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmaktadır.
8. Nezaket ve kibarlık ile araları pek iyi değildir.
9. Kadınları, aşağılamak, onları ikinci sınıf varlık görmek de önemli özelliklerinden sayılır. Kadın sevgisi, kadına hürmet ve itibar hiç bilmedikleri konulardır.
10. Sanattan anlamazlar, güzel sanatların hiçbir dalına ilgi duymazlar, yetmezmiş gibi haram deyip işin içinden çıkarlar.
11. Her türlü yeniliğe kapalıdırlar. Bu; teknolojik bir yeniliği kabullenme de olduğu gibi, dini yeni bir metodla açıklama (*) girişiminde de görülür.
12. Her yobaz yalnız içinde bulunduğu grubun-fırkanın haklılığını savunur. Diğer grubların düşmanı olur. Koyu taassubundan dolayı, diğer din kardeşlerini kırmaktan çekinmez, onlardan gelen bir bilgiyi güzel de bulsa kabul etmez, hemen reddeder. Onların başarılarını kıskandığı gibi hizmetlerini de engellemeye çalışır.
Aslında bütün insanlar iman etmeye, ahlaklı olmaya ve dini yaşamaya fitraten (yaratılıştan ) eğilimlidirler.
49/7- “…Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsleyip-çekici kıldı ve size inkarı, fıskı ve isyanı çirkin gösterdi…”
Fakat halk ne zaman İslam’ı öğrenmeye veya öğrenip de uygulamaya niyetlense karşılarında yobazları örnek görmektedir. Onlarda gördüğü her olumsuz davranışın dinden kaynaklandığını zannederek daha başlangıcında bu niyetinden vazgeçer. Bu arada dine karşı soğukluk başlar, hatta düsmanca bir tavır gözlenir. Bütün müslümanlar halk nazarında “hacı-hoca takımı” diye kötülenir, her fenalığın arkasında müslüman biri aranır hale gelir.
Anlattığımız konunun önemi buradan gelmektedir. Halk, İslam’ı gerçek manasıyla tanımadığı için yobazların şahsında dini yargılamaya başlar. Din düşmanı basın ve yayın organlarının da kasıtlı bir şekilde İslamiyet’i yobazlık ve gericilik şeklinde takdim etmelerinin de bu işte büyük payı olduğu bir gerçektir. Aslında halkın nefret ettiği İslamiyet değil, yobaz zihniyettir. Halk en çok “Acaba ben de dinimi yaşamaya başlarsam bu insanlar gibi mi olacağım?” düsüncesiyle bu işte çekingen davranmaktadır. Bu sebeple müslümanım diyen herkesin dinini çok iyi tanıması , okuyup araştırması ve bilmediklerini ihtisas sahiplerinden ögrenmesi gerekir. Her müslüman aydın ve kültürlü olmaya gayret etmelidir. Hoşgörüyü hiç elden bırakmayarak halkı Allah’ı tanımaya davet etmeli, dini yaşamaya ve ahlaklı olmaya özendirmelidir.
Mehdi Dini Aslına Döndürmesi
"Fütühat-ül Mekkiye" isimli eserinde Muhyiddin Arabi şöyle bildirmektedir: ...Mehdi, dini peygamberin (s.a.v.) zamanında olduğu gibi aynen tetbik edecek. Yeryüzünden mezhepleri kaldıracak. Halis ve hakiki dinden başka hiç bir mezhep kalmayacak.
Onun düşmanları içtihad alimlerinin taklid edenleri olacak. Çünkü onlar Mehdi'nin mezhep imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklar, fakat karşı da gelemeyecekler...
Onun açık düşmanları fukaha (fikih alimleri) olacak. Çünkü halk arasında bir imtiyazları kalmayacak. Hatta ahkam hususunda ilimleri de azalacak. Bu imamın gelişiyle alimlerin hükümlerdeki anlaşmazlıkları da giderilecek.. Şayet elinde kılınç (ilim) olmasaydı onun ölümüne fetva verirlerdi.Kıyamet Alametleri, 186-187
Mehdi, dini peygamberimizin (s.a.v.) uyguladığı gibi aynen tatbik edecektir. Yani onun rehberi Allah'in yüce kitabi Kur'an-ı Kerim ve peygamberimizin sünneti olacaktır. Peygamberimizin uygulamaları, sözleri, açıklamaları ve tavsiyeleri Mehdi'nin fikri mücadelesinde çok önemli bir yer tutacaktır. Bunun yanısıra Mehdi, Müslümanlar arasındaki sadece vahiy kaynakli Allah'ın yüce kitabı Kur’an-ı Kerim ile hüküm ve amel edecektir. Müslümanlar arasında mezhep ayrılıklarını giderecek, dinin aslında olmayan, sonradan ilave edilmis birçok inanis ve ibadet sekillerini ortadan kaldiracaktir. Bid'at ehli simdiye kadar hiç karşılaşmadıkları bu durum karşısında çok şaşıracaklar, hatta bir kısım Mehdi'nin dinlerini kaldırmaya çalıştığını zannedecekler.
“Hz.Mehdi hiçbir bidati bırakmaycak.” El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 43
“Mehdi kaldırmadık bid'at bırakmayacaktır. Ahir zamanda aynı peygamber gibi dinin icablarını yerine getirecektir.” Kıyamet Alametleri, 163
Bid'at: Dinin aslında olmadığı halde, dine sokulan adetler.
İmam Rabbani bu konuda şöyle demektedir:
Geleceği vaad edilen Mehdi dinin tervicini (değerini artırmayı), sünnetin ihyasını (yeniden canlandırmasını) murad ettiği (istediği) zaman; bid'at ehl-i ile ameli adet edinen, hasene zannı ile dini karıştıran (dinin aslında, özünde olmayan seyleri, dinin emri oldugunu zanneden bazı insanlar) hayretle söyle diyecektir:
-Bu kimse (yani Mehdi) dinimizi kaldırmak ve şeriatımızı izale (mahvetmek) istiyor.
Mektubat-i Rabbani, 1/535
Hz.Peygamber (s.a.v) en başta İslamı nasıl ayakta tuttuysa, Hz.Mehdi de en sonunda aynı şekilde İslami ayakta tutacaktır.
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 27
Naim b. Hammad Hz. Ali'den rivayet etti. Peygamberimiz buyurdu ki; Mehdi bizdendir. (Soyumuzdandır) Allah bu dini nasil bizimle baslatmışsa onunla sona erdirecektir. Ve onlar bizimle nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, onunla da fitneden kurtulacaklardır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 20
Mehdi'nin "mezhep imamlarının tersine hükmedeceği" nin bildirilmesi, onun kendi reyi ile içtihat edeceğini göstermekterir. Bediüzzaman hazretleri, Mehdi için "en büyük bir müçtehid" hem en büyük müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam, olan bir zat'i nuraniyi gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i nebeviden olacaktır. Mektubat, 411
Dinde Ayrılık Olmamalı
İşari manada ayet mealleri:
43/65- Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü. Artık, acı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara.
23/53- Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.
3/85- Kim İslam'dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.
15/91- Ki onlar Kur'anı parça parça kıldılar.
2/176- Bu, Allah'ın Kitabı şüphesiz hak olarak indirmesindendir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise uzak bir ayrılık içindedirler.
Mehdi devrinde Kur’an-ı Kerim'e gereken önem verilecektir. O devirde Kur’an ara sıra bakılan, ezbere okunan bir kitap olmaktan kurtarılacak, hayatın her safhasını düzenleyen en önemli başvuru kitabı olacaktır. "Mehdi dini, peygamberin zamanındaki gibi tatbik edecektir" sözünün manası budur.
Mehdi'nin Yakın Yardımcıları
Bu vezirler ondan aşağı ve fakat beşten yukarı olacaktır.
Kıyamet Alametleri,
Memleket işlerinin ağırlıklarını onunla paylaşacaklar. Dokuz kişiden ibaret olacaktır.
Kıyamet Alametleri, 187
Ebu Cafer Muhammed b.Ali'den rivayet edildi:
Mehdi daha çıkmadan önce onun bir arkadaşı ona tabi olan bazı insanlarla karşılaşacak ve "Siz burada kaç kişisiniz?" diye soracaktır. Onlar da "40 kişiyiz" cevabını verecekler "Siz Mehdi'yi gördüğünüz zaman ne yapacaksınız?" şeklinde tekrar soracak ve "O, dağların başında kalsa biz de kalırız" cevabını alacaktır. Bunun üzerine o kişi gidecek, ertesi gece tekrar gelerek "Reislerinizden 10 kişiyi ayırınız" diyecek ve Mehdi de onlarla buluşacaktır.
Ertah'tan rivayet edildi ki:
...(mehdi'nin Süfyani ile savaşında en büyük ordusu 100 (yüz) kişiden müteşekkildir.
Not: Bu iki rivayet, "Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman" adil eserin Süleymaniye kütüphanesinde bulunan nüshasında mevcuttur.
Bedir savaşındaki askerler gibi 313 kişinin kumandasını elinde tutarak etrafa meydan okuyacak. Çünkü bu 313 kişi gece abid gündüz kahraman niteliğini taşımaktadırlar.
Kıyamet Alametleri, 169
Muhammed b. Hanefi (r.a.)'dan rivayet edildi ki:
...Bulutların semada toplandığı gibi, Allah O'nun etrafina bir kavim toplar. Onların kalblerini uzlaştırır. Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir ashabı (313) kadardır. Evvelkilerin onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler ve onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 57
Hz. Mehdi'ye aralarinda kadınların da bulunduğu 314 kişi biat edecektir.
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 25
Hz. Mehdi'nin (a.r.) ordusu; talebelerinin hasları, hasların havası şeklinde farklı tabakalarla olabilir. Belki de bu farklı rivayetler, muhtelif gelişme safhalarındaki sayılara işaret etmektedir.
Hz. Mehdi'ye ilk anda biat edenlerin bu kadar az sayıda (313) olması makul karşılanmalıdır. Tarihin her döneminde hep böyle olmuştur. Nuh (a.s.) Musa (a.s.) zamanında da böyleydi. İsa (a.s.)'a inananlar 12 kişiydi. Peygamber efendimize (s.a.v.) dahi ilk inananlar çok az sayıda kimseydi. Bazı rivayetlerden öğrendiğimize göre nübüvvetin ilk altı yılında ona inananlar sadece 40 kişiydi.
2/249- Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tadmazsa bendendir. Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmaği) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok" dediler. (O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: “Nice az bir topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah’ın izniyle galip gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.”
11/40- Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: "Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmis olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.
26/53- Bunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.
26/54- "Gerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur;"
10/83- Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.
Kıyamete Kadar Mücadele Edecek Olan Cemaat
Hz.Muaviye’den (r.a.)rivayet edilmiştir.
Kıyamet kopmaz, ümmetimden bir taife herkes üzerinde hakim olmadıkça. Onlar kendilerini terk edenlerin terk etmesine aldırmazlar ve kendilerine yardım edene de aldırmazlar.
Ramuz El-Ehadis, 472 (Hanbel’in Müsned'i - Buhari -Müslim)
Hz. Muaviye b. Kirra (r.a) dan rivayet edilmiştir:
Ümmetimden bir taife kıyamet koyuncaya kadar yardım görmekte devam eder. Kendilerini terk edenlerin ayrılmaları da onlara bir zarar vermez. Ramuz El-Ehadis, 472 (Hakim’in Müstedrek’i)
Ümmetimden bir cemaat devamlı olarak Allah’ın emri üzerine düşmanla kahredercesine savaşacak muhalifleri kendilerine hiçbir zaman veremeyecek. Bu (hal kıyamete kadar böyle devam edecek.) Kıyamet Alametleri, 286
Yukarıdaki hadis-i şerifte ümmetten bir taifenin kıyamet kopuncaya kadar hak üzere mücadele edeceği bildiriliyor. Başka hadis-i şeriflerden de biliyoruz ki kıyamet kopmasından bir süre önce müminlerin ruhu kabzedilecek ve kıyamet kafirlerin üzerine kopacaktır. O halde burada kıyamet kopmasından kastedilen başkadır. Bu konuda diğer bir rivayet bu hususu açıklığa kavuşturuyor.
Hz.Muaviye b. Curre’den (r.a.) rivayet edilmiştir:
…Deccal’la savaş oluncaya kadar ümmetimden bir taifenin “hak üzere” galip olması devam edecektir.
Ramuz Em-Ahadis, 65 (Ibni Asakir Tarihi -Ebu Muaym)
Görüldüğü gibi kıyamet kopmasından kastedilen “Deccal’le savaşın başlaması” anlamıdır. Bir başka hadis-i şerif de bu mübarek taifenin Deccal’le mücadele edecek olan mehdi ve yardımcıları olduğunu haber veriyor.
Ahmet, Müslim, İbni Cüreyr ve İbni Hibban, Cabir b. Abdullah(r.a.) tahric ettiler:
Kıyamete (Deccal ile savaşa) kadar benim ümmetimden bir grub hak üzere galip olarak çarpışacaktır. Ve İsa b. Meryem gökten nüzul ettiğinde onların emiri (Mehdi) kendisine, “Gel bize namazı kıldır” der. Ancak O su ümmete Allah’ın bir ikramı olarak “Sizin biriniz, diğerlerinize emridir” cevabını verir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 80
Hz.İmran’dan (r.a.) rivayet edilmiştir:
Ümmetimden bir taife, kendilerine düşmanlık edenlere galib oldukları halde Hak üzerine mücadelede devam ederler. Hatta onların sonuncusu mesih deccal ile harp eder.
Ramuz El-Ahadis, 472 (Hanbel’in Müsned’i -Ebu Davud-Tabarani -Hakim)
Mehdi'nin Yeryüzünde Kalış Süresi
İbni Ebil Caad da, “Mehdi 21 veya 22 yıl kaldıktan sonra, gelecek olan kimselerin sonuncusu, salih bir kişi olacak ve 9 yıl adil bir şekilde hükmedecektir. El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 28
Naim bin Hammad, Bakayye bin Velid’den tahric etti:
Mehdi’nin hayatı 30 senedir. Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 83
Ebu Said El-Hudri (r.a.)den rivayet edilmiştir:
Ümmetimde Mehdi vardır, çıkacak ve 5 veya 7 veya 8 (şüphe eden, ravilerden Zeyd’dir) yaşayacaktır. Ebu Said diyor ki: “Bu müddet nedir? Diye sorduk ve Rasul-u Ekrem “senedir!” buyurdu.
Sünen-i Tirmizi , 4/93
Ramiz El –Ahadis, 508 (Hanbel’in Müsned’i)
Ebu Said El-Hudri (r.a.)dan, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Mehdi bendendir…yedi sene hükmeder… Süneni-i Ebu Davud, 5/93
…O zat yeryüzünde 7 sene kalır, sonra vefat eder ve Müslümanlar onun üzerine namaz kılarlar.
Sünen-i Ebu Davud, 5/95
Naim bin Hammad, Hz. Al’den tahric etti:
Mehdi insanların işlerini 30 ile 40 yıl üzerine alacaktır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 83
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 50
Ebu Ya’la, Ebu Hureyre’den tahric etti. Dedi ki, dostum Ebu kasım (s.a.v.) buna şöyle buyurdu:
Ehli beytimden birisi çıkıp insanları Hakk’a dönene kadar mücadele etmedikçe kıyamet kopmaz. Ben dedim, “Onun hükmü ne kadar devam eder?” Buyurdu: 5 ve 2 Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 82
Bir önce geçen, şu hadis-i şerif Katade’den rivayet olundu. Katade (Mehdi’in yeryüzünde kalış müddesi) 7 senedir, dedi.
Ebu Davud şöyle dedi: Hisam’dan rivayet eden ravilerden Muaz’dan başkaları 9 senedir, dedi.
Sünen-i Ebu Davud, 5/95
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 9
(Ramuz-El Ahadis 346 ‘Tabarani’nin Kebir’i - Ibni Adiy El Kamil)
Yukarıda Hz. Mehdi’nin (a.r.) yeryüzünde kalış, görev ve hüküm süreleri ile ilgili çeşitli rivayetler nakledildi. Dikkat edilirse bu rivayetlerde geçen 5, 7, 8, 9, 20-21, 30, 40 senelerinin ifade ettiği manalar net ve açık bir şekilde belirtilmemiştir. Hadis tasnifçileri, farkettikleri bu eksikliği gidermek için, ya çeşitli açıklamalar yapmışlar ya da tevil cihetine gitmeyi uygun görmüşlerdir.
…7 sene ile tahdid edilme, bütün ülkelere tam manasıyla yedi sene hakim olması itibariyledir. 9 sene ile tahdid edilmesi, Kostantiniyeyi fethetme müddedi itibariyledir. 19 yıl ile tahdidi, Süfyani ile savaş yapması onu öldürüp hakim olması ve bütün insanların emrinin altına girmesi itibariyledir… Kıyamet Alametleri, 184
7 sene dünyaya malik olacaktır. Meşhur pek çok rivayete göre böyledir, ancak buna muhalif başka nakiller gelmiştir. Bunlara göre, bu süre bazılarında 19 sene ve birkaç ay, 20 sene, bazılarında 40 sene, 24 sene, 30 sene şeklindedir. Bir nakilde de onun hilafeti sırasında 9 sene ehli Rum’la barış içinde kalacağı belirtilmektedir. Kanaatimce, bu rivayetlerin hepsinin de sahih olması mümkündür. Şöyleki, onun dünyada kalışı 40 sene olur, herkesçe zuhuru ve kuvveti 7 sene olur, bu zuhur ve kuvvet, başlangıç ve sonuç itibariyle 20 sene sürebilir. El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 22
Yukarıda anlattığımız, Mehdi’nin 7 veya 9 senelik hilafeti, İsa(a.s)’ın zamanında olması ihtimaline peygemberimizin şu mübarek sözü aykırı düşmez: “Başlangıçta ben, ortasında Mehdi, sonunda İsa’nın içlerinde bulunacağı bir ümmet asla helak olmayacaktır..” Çünkü İsa (a.s.)’dan 30 küsur sene evvel inecektir. Nitekim Mehdi’nin 40 yıl kalacağına, İsa’nın (a.s.) ise 45 yıl kalacağına dair hadisler varit olmuştur. Biz bundan anlıyoruz ki, her ikisinin bir arada kalması 7 veya 9 senelik bir müddet almış oluyor. Meteakip seneler ise ayrılık süresidir. Kıyamet Alametleri, 191
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder