Kuran'daki Kıssalar ve Mehdiyet


Kuran'daki Kıssalar ve Mehdiyet

Kehf Suresi Ve Ahirzaman İle Yakın Alakası

Resulullah(s.a.v.) efendimiz ahirzamanda çıkacak Deccal'den korunmaları ve fitnelerinden emin olmaları için müslümanlara Kehf suresini okumalarını tavsiye etmistir:
Nevvas b. Seman el-Kulabi'den (r.a) rivayet edilmistir.
Sizden kim Deccal'e yetişirse Kehf suresinin evvelini onun üzerine okusun, bu surenin sonu Deccalin fitnesinden kurtuluşunuzdur. 
Sünen-i Ebu Davud, 5/121
Maden b. Ebu Talha(dan (r.a.) rivayet edilmistir:
Kim Kehf suresinin evvelinden on ayeti  ezberlerse Deccal'in fitnesinden emin olur.
Ebu Davud dedi ki: Düstu Vaide, Katade'den böyle nakletti, ancak o şöyle dedi: Kim Kehf suresinin sonlarından on ayet ezberlerse, Sube ise Katade'den rivayetinde Kehf suresinin ahirinden, dedi.  

Sünen-i Ebu Davud, 5/122
Ebu Derda'dan (r.a.) rivayet edilmiştir. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: Her kim Kehf suresinin basından üç ayet okursa Deccal fitnesinden korunmuş olur. Sünen-i Tirmizi,  5/30
Ebu ümame el- Bahili'den (r.a.) rivayet edilmiştir:
...kim onun (Deccal'in) cehenneminin belasına uğrarsa Allah'tan yardım dilesin ve Kefh suresinin ilk ayetlerini okusun ki, ateş İbrahim'e (a.s.) olduğu gibi bu ateş de o kimseye soğuk ve selamet olsun.

Sünen-i Ibni Mace,10/332
Hadis-i şerifte söyle buyurulmuştur:
...Her kim Deccal'in ateşi ile istila ve imtihan edilirse Allah'tan yardım istesin ve Kefh suresinin baş tarafındaki ayetleri okusun. Bu suretle Deccal'in, ateşi ona karsı soğuk ve selamet olur. 

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 494
Resulullah (s.a.v.) efendimizin Kehf suresi üzerindeki ısrarlı tavsiyelerinin büyük hikmetlerinden biri, Kehf suresinde bahsi geçen kıssaların hususiyetinin, ahirzamanda çıkacak olan Deccal'dan -onun fitnelerinden- korunmak ve karsı mücadeleyi yapabilmek için gerekli plan, taktik ve stratejiyi ihtiva etmesindendir.
Hadis-i seriflerde, "Süfyan-i Deccal" diye anılan İslam Deccalinin fitnesini yine hadislerle bildirilen Hz. Mehdi (a.r.) ve yardımcıları bastıracaktır. Hz. Mehdi zamanında uyanarak O'na tabi olacak Ashab-ı Kehf'den bahseden surenin okunması tavsiye olunarak, belki de ahirzamanda bu mübarek şahısların Deccal fitnesine karsı yapacakları mücadele hususiyetlerine işaret edilmektedir.
İbni Merdüye, tefsirinde İbni abbas hadisini merfu olarak tahric etti:
Ashab-ı Kehf Mehdi’nin yardımcıları olacaktır. 
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman , 59
İmam Ebu İshak Salebi tefsirinde Kehf kıssasını anlatırken diyor ki: Mehdi çıktığı  zaman Ehl-i Kehf'e gidip selam verince Allah onları diriltecek ve Mehdi'nin yanında yerlerini alacaklardır. 
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman 39  
Bir tevili şudur ki:
Bu rivayette bu kıssanın bir benzerinin gerçek Ashab-ı Kehf'e benzetilen Mehdi ve yardımcılarınca tekrar yaşanacağına işaret edilmektedir. (Allahualem)
Hz. Mehdi'nin (a.r.) gidip Ashab-ı Kehf'e selam vermesi, belki de yardımcıları ile sonradan taşınacaklarına ve onları kendisi ile birlikte mücahedeye çağıracağına işaret etmektedir. Rivayette geçen "diriltme" den murad ise, geçmişte yasamış Ashab-ı Kehf'in günümüzde tekrar canlanıp hayat bulmaları değil, Mehdi (a.r.) zamanında yaşayacak ve ona yardımcı olacak benzeri gençlerin gaflet uykusundan uyanıp kendilerinin farkına varmaları ve Mehdi'nin (a.r.) yanında yer alıp göreve başlamalari olabilir.

Ashab-I Kehf Kıssası (Mağara Arkadaşları)

Resulullah (s.a.v.) efendimiz, Hz. Mehdi (a.r.) ve yardımcılarını gerçek Ashab-i Kehf'e benzettiğine göre, aralarında bir çok ortak özellik bulunabilir.
Ashab-ı Kehf'in Kur’an-ı Kerim'de anlatılan özellikleri ve Hz. Mehdi (a.r.) ile yardımcılarının Hadis-i şeriflerde bahsedilen özellikleri arasındaki benzer yönleri tespit ettiğimiz kadarıyla aşağıda veriyoruz.

Ashab-I Kehf Genç Bir Topluluktur:

 18/10- O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve isimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi basarılı kıl).  
18/13- " ...Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık."
Hz. Mehdi (a.r.) ve yardımcıları da hadis-i şeriflerde belirtildiği gibi genç bir topluluktur.

Hz. Ali (r.a) rivayet etmiştir:
(Mehdi) bizden, Kureyş'den bir gençtir, ayni zamanda gelip Allah yolunda onu (hazineleri-malları) taksim edecektir. 

Kıyamet Alametleri, 202
Naim b. Hammad, Ibni Abbas'tan tahriç etti:
Mehdi bizden Ehl-i Beyt'ten bir gençtir. İhtiyarlarınız ona yetişmeyecek, gençleriniz ise onu ümid edeceklerdir. Allah dilediğini yapacaktır. 

Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman ,23
Hz. Ammar b. Yasir'den (r.a.) rivayet edilmiştir:
Ya Abbas! Bu isi Allah (c.c.) benimle başlattı, senin sülalenden biri ile bitirecek o delikanlı (Mehdi) dünyayı  evvelce zulümle dolduğu gibi tekrar adaletle dolduracaktır.  

Rumuz El-Ahadis, 498 (Dare Kutni'nin Sünen'i)
Mehdi'nin bayraktarı, sakalı hafif, rengi sarı, küçük bir genç olacaktır. 
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 51
Onun bayraktarı doğudan Temimi soyuna mensup bir genç olacaktır.  
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,26

Sayıları Az, Küçük Bir Topluluktur:

 18/22- (Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "üç'tüler, onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan) dışında kimse bilemez." öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma.
Hz. Mehdi'nin (a.r.) yardımcıları da gerçek Ashab-ı Kefh gibi sayıları az olan bir cemaattir.
Bu vezirler 10'dan aşağı  fakat 5'ten yukarı olacaktır.
(Bu vezirler) Memleket işlerinin ağırlıklarını Mehdi ile paylaşacaklar. 9 (dokuz) kişiden ibaret olacaklar. 
Kıyamet Alametleri, 187

Ebu Cafer Muhammed b. Ali'den rivayet edildi ki:
Mehdi daha çıkmadan önce onun bir arkadaşı ona tabi olan bazı insanlarla karşılaşacaklar ve "Siz burada kaç kişisiniz" diye soracaktır. Onlar da "40 kişiyiz" cevabını vereceklerdir.
Ertah'tan rivayet edildi ki:
...Mehdi'nin Sufyanı ile savaşında) en büyük ordusu 313 kişinin kumandasını elinde tutarak etrafa meydan okuyacaktır. 

Kıyamet Alametleri, 169
Hz. Mehdi'nin (a.r.) yardımcıları ile ilgili bu farklı rivayetler muhtelif gelişme safhalarına işaret etmektedir. Başlarda sayıları çok azken sonraları 313'e kadar çıkmaktadır.
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu yardımcıların azlığına rağmen kıymetlerinin büyüklüğünü şöyle ifade etmektedir:
...Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az da olsalar manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.
(Emirdağ Lahikası, 259)

Allah'a (C.C.) İmanları Kuvvetlidir:

18/13- " ...Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık." 
18/14-  " Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabt etmiştik..."
Hz. Mehdi (a.r.) ve yardımcıları da Allah'a karşı son derece boyun eğici ve imanları kuvvetli gençlerdir.
Hz. Mehdi, Allah'tan çok korkan birisi olacaktır. Aynen,kartal cinsinden nesir kuşunun kanatlarıyla titremesi gibi Allah'tan korkacaktır. Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, 53
Onlar Allah'ın has kullarıdır. Kıyamet Alametleri,
Onların kalbleri demir gibidir ve onlar gündüz aslan gece de abiddirler. 
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, 57
Muhakkak ki onlar hidayet sancaklarıdır. Ramuz el-Ehadis, 1/153
Allah yolunda hiçbir  kınayanın kınamasından korkmayan seçkin müslümanlardır. 
Sünen-i Ibni Mace, 10/259

Yaşadıkları Devir Din Düşmanlığı Devridir:

18/15- "Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?" 
Ayetlerde ve tefsirlerde de görüldüğü gibi Ashab-ı Kehf devrinde halk, zamanın deccalı olan Kral dakyanus'un da zoruyla artık bir olan Allah'a inanmaz olmuşlardı. Halk tekrar putlara tapmaya, Allah'ın haram ettiği bütün fiilleri işlemeye başlamıştı... İşte Hz. Mehdi ve yardımcılarının zuhuru öncesinde de buna benzer bir durum hadis-i şeriflerde haber verilmiştir.
Ebu Hureyre'den rivayet edildi ki:
Alenen ve apaçık Allahu Teala inkar edilinceye kadar Hz. Mehdi gelmez. 

Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman ,27
Bir hadis-i şerifte Resulullah (s.a.v.) efendimiz söyle buyurmuştur: Küfür her yani istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez. Mektubat-i Rabbani, 2/258
Hz. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı  büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. 
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,39
Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek "Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi'dir." demesine kadar devam edecektir. El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,2 4

Zamanın Deccaliyet Düzenine Karşıdırlar:

8/14- ... demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi'dir; ilah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız."
18/16- (İçlerinden biri demişti ki:)"Madem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın."

Zalim Kral Ve Yandaşlarına Karşı Çok Temkinlidirler:

 18/19- ... şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin."
18/20- "çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız."
Hz. Mehdi ve yardimcilarinin da ayni Ashab-i Kehf gibi çok temkinli hareket edeceklerini, mücadelelerini sessizce yürüteceklerini hadis-i seriflerden anliyoruz.
(Mehdi) zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır. 
Kiyamet Alametleri, 163
Mehdi askerleriyle birlikte yola çikacak ve gayet sükünet içinde yürüyecektir. 
Kiyamet Alametleri, 173

Fakat Kavimleri O Düzene Uymuşlardır:

 18/15- "Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan baskasını ilahlar edindiler..."
Ayrıca surenin diğer ayetlerinde belirtilen özelliklerde de herşey çok net anlaşılmaktadır.

Gençler Kapalı Bir Mekanda Bulunuyorlar:

18/10- O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi basarılı kıl). 
Ashab-i Kehf'in sigindigi magara müfessirlerin izahina göre bir dağın eteklerinde olup, kapısı deniz tarafina bakmaktadır.
Hadis-i seriflerin ihbarlarindan anladığımız kadarıyla Hz. Mehdi ve yardımcılarının da hareket merkezi deniz sahilinden olacaktır.

Mehdi sabah namazına abdest almak için denizin yanına sancağı dikecek. 
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,57
Kiyamet Alametleri, 181
Bu ordunun hareket etmesi ve gönderilmesi, Mağrib dağındaki Masine denilen mevkideki deniz sahilinden olacaktır. 
Ölüm-Kiyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 439

Mağaraları, Gençlerin Mücadele Yeridir:

 18/10- O gençler, magaraya sigindiklari zaman, demislerdi ki: "Rabbimiz, katindan bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylastır (bizi basarılı kıl).
18/16- (İçlerinden biri demişti ki:)"Madem ki siz onlardan ve Allah'tan baska taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın."
Ashab-ı Kehf'in mağarası, onların sadece sığınıp uyudukları bir yer değildir. Orası, onların stratejilerini tayin ettikleri mücadele yeridir aynı zamanda. çünkü mağaraya girdikten sonra yaptıklari dualarında: "bize işimizde kolaylık göster, bizi basarılı kıl." diye Allah'tan yardım istemektedirler. Buradan da onların mağarada mücadele ile meşgul oldukları anlaşılmaktadır.

Mağaranın Geniş Bir Orta Yeri Bulunmaktadır

18/17-"...Onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı..." 

Mağaranın Kapısında Bir Bekçi Var

18/18- "... Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu..."

Mağaranın Yakınında Bir Mescid Var

18/21-, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler. 

Harici Hadiselerden Muhafazadalar

18/11- Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik).
Bazi tefsirlerde Ashab-ı Kehf'in çekildikleri mağarada uzun yıllar sadece uyudukları ve başka bir işle meşkul olmadıkları anlatılmaktadır.Bu izahi biraz açıklamak gerekir. Şöyle ki: Ashab-ı Kehf bu mağarada mücadelelerini de sürdürmektedir. 10. ve 16. ayetlerde "Rabbimiz işimizde dogruyu göster, bizi başarili kil." diye dua ederlerken, mücadele ettikleri ayrıca anlaşılmaktadır. Uzun yıllar sadece uyuyan insanların bu şekilde dua etmeleri düşünülemez. Aslında 18. ayette de onların uyumadığı anlaşılmaktadır. Çünkü Allah-u Teala; " Onları görseydin uyanıklar sanırsın..." derken gözlerinin açik olduğunu, normal insanlar gibi ayakta faaliyetlerini sürdürdüğünü yani uyumadıklarını anlatmaktadır. Ayetin devamındaki "...halbuki onlar uykudadırlar." cümlesinde geçen "uyku" ise bilinen manada bir uyku değildir. Burada insanın uyku halindeki "huzur ve sükunu, emniyet ve güveni" anlatılmak istenmiştir. Kur’an-i Kerim'de "uyku" kelimesinin bu anlamıyla kullanıldığı başka ayetler de mevcuttur.
8/11- Hani kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu.
3/154- Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu...

Sonradan Halk Tarafından Tanınıyorlar:

 18/21- Böylece, Allah'in va'dinin hak oldugunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarıina) onları  buldurmuş olduk)...

Meydana Gelen Hadise Kıyamete Delildir:

 18/21- Böylece, Allah'in va'dinin hak oldugunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını  bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarina) onları buldurmuş olduk)...
Ashab-ı Kehf'in önce uykuya yatırılması, aradan 300+9 yil geçtikten sonra uyandırılması Allah-u Teala için öldükten sonra diriltmenin ne kadar kolay olacağına bir delil olduğu gibi, bu hadise aynı zamanda kıyametin kopacağına ve ahiret hayatının varlığına da açıkça bir delildir. Kıyamet koptuktan sonra ölülerin tekrar hayat bularak mahşere sevkedileceklerine dair gözle görülen güzel bir misaldir.
Ashab-ı Kehf'in uyandırılmaları kıyametin kopacağına dair nasıl bir misal ve delil ise, benzer şekilde, Hz.Mehdi ve yardımcılarının zuhuru da bu vaad edilen vakte yaklaşıldığını gösteren ilk alamettir.
 Ve Mehdi'nin zuhuru da kıyamet alametlerinden ilkidir. ölüm-Kiyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 494
Bu surede Ashab-ı Kehf'in yaninda Ashab-ı Rakim'den de bahsedilmektedir.
 Ibni Abbas'in (r.a.) rivayetinde Rakim, kitabedir. Said Ibni Cübeyr ise Rakim'in taştan bir levha olduğunu ve bunun üzerine Ashab-ı  Kehf'in kıssasının yazıldığını nakletmiştir.Ibni Kesir Tefsiri , 9/4938
Hadiste Ashab-ı Kehf'e benzetilen Mehdi ve yardımcilarinin belki de Rakim (levha) gibi herhangi bir şey üzerinde isimlerinin topluca yazılı bulunacağına işaret edilmektedir. (Allahualem)

Talud Kıssası

Muhammed b. Hanefi'den (r.a.) rivayet edildi ki:
Bir gün biz Hz. Ali'nin yanindayken birisi Hz. Mehdi'den sual etti. Ali (r.a.) "Heyhat" dedi. Sonra eliyle bir dokuz yaptı ve sonra da O ahir zamanda, kişiye "Allah'dan kork , Allah'dan kork"denildiği zamana çıkar dedi. (ve şöyle devam etti):
Bulutların semada toplandığı gibi, Allah O'nun etrafına bir kavim toplar. Onların kalblerini uzlaştırır. Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları  Bedir ashabı  kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler. 

Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman .57
Bir tevili şudur ki:
Bu rivayette bildirilen "9" işaretinin, sebebsiz yere söylenmiş olması mümkün değildir. Sual, zaman bildirilen bir konuşma baslangıcı olduğundan dolayı, bu "9", Hz. Mehdi'nin çıkış zamanı ile ilgili bir rakama, işaret ediyor olabilir. Mesela; Mehdi'nin zuhur yılı olan Hicri 14. asır başına 1979 yılında girilmesi gibi. (Allahualem)
Bu "9" isaretinin bir baska tevili şudur ki:
Dokuz sene ile tahdid edilmesi Konstantiniyyeyi fethetme müddeti itibariyledir. Kıyamet Alametleri, 183
Yukarıdaki rivayette de görüldüğü gibi bu "9" Hz.Mehdi'nin (a.r.) Konstantiniyye'yi manen fethedeceği sene müddetidir. (Allahualem)

Bulutların semada toplandığı gibi...

Rivayetin, ikinci kısmının 'Bulutların semada toplandığı gibi' özellikle belirtilmis bir benzetmeyle başlaması da sebebsiz değildir. (Allahualem) Bu benzetmenin işaret ettiği cihet de pek dikkat çekicidir. Çünkü Bulut, Duman gibi semadan bazı alametler, Mehdi'nin, çıikacağı devrelere ait alametler olarak birçok rivayette geçmektedir Mesela;
Ebu Naim, İbni ömer'den tahric etti.
Hz. Mehdi başı üzerinde bir bulut olduğu halde çıkacak, o bulutta bir münadi "Bu Allah'in halifesi Mehdi'dir, ona tabi olun" diye nida edecektir.
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman
Bir tevili sudur ki:
Bu bulut belkide Mehdi zamanında zuhur edecek, onun çıkıs alametlerinden sayılacak olan bir duman hadisesine işaret etmektedir.
... Allah O'nun etrafında bir kavim toplar. Onların kalplerini uzlaştırır...
Ahir zamanda Allah'u Teala, Hz.Mehdi'nin etrafinda öyle bir mübarek grub toplar ki, bu grub munis, kalpleri uzlaşmış ve birbirlerine geniş bir sevgi ile kaynaşmışlardıir, bu kavmin Mehdi'ye karşı sevgileri de oldukça fazladır.

...Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılanlara da sevinmezler...

Mehdi'nin ertafindaki bu grub herşeyi Allah'u Teala'dan bekledikleri için, aralarından herhangi birinin ayrılması ve eksilmesi ile bir üzüntü duymazlar, hiç sarsılmadan yiğitçe mücadelelerine devam ederler. Yine kendilerine katılan biri olduğunda da bu yeni kardeşlerini Allah'u Teala'nin gönderdiğini, ona hidayet verdiğini, ahlakını güzelleştirdiğini, kalbine muhabbet ve sevgi koyduğunu bilirler, nefisleri bundan bir pay çıkarıp sevinmezler.

Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetisemezler...

Burada ise Mehdi'nin yardımcılarının mücahedelerinde gösterdikleri İhlas-Sadakat-Tesanüt gibi bir takım meziyetlerindeki üstünlüklerinden dolayı evvelki ve sonrakilerden üstün olacaklarına dikkat çekilmektedir. Bu mücahidlerin üstünlüklerinin yönleri muhteliftir, fakat buradaki izahın müthiş bir müjde olduğunu da açıkça görmekteyiz.

...ve Onlarin sayılari Talut ile nehri geçenler kadardır

Mehdi ve ordusunun bahseden bu hadis-i serifte onlarin sadece sayi ve özellikleri verilmemis, Talud'un da ismi zikredilerek onun ordusuyla bir benzerlik kurulmak istenmistir. Ayni zamanda bu hadis Mehdi ile Talutun mücadelelerinde bir takım ortak hususiyetlerin bulunabileceğine dikkat çekerek, ileride gelecek Mehdi ve ordusuna bu ibretli kıssadan hem ikaz, hem irşad alabileceklerini tavsiye etmektedir.
Kur'an-ı Kerim, Talut kıssasını Bakara suresinde haber vermektedir:
 2/246- Musa'dan sonra İsrailogullarinin önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi, O: "Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklastırıldık.)" demişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı (öngörüldüğü) zaman, az bir kısmı hariç yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir.
Bu ayet-i kerimede bir kısım insanlara mücahede farz kılınca, pek azı müstesna mücahedeye yanaşmadıkları belirtilmektedir.
Zamanınızda da mücahede farz olduğu halde büyük bir kitle Emr-i bil maruf Nehy-i anıl münker olarak belirlenen tebliğden, mücahededen kaçmaktadır. Çok küçük bir azınlık bu kutsi vazifeyi deruhte etmektedir.
2/247- Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş  olandir, bilendir."
O devirde bazıları Talut’u şan, şöhret zenginlik, ihtişam içinde bir şahıs olarak bekliyor, hükümdarlık vasfında olan kişinin ancak bu gibi özelliklere sahip olması gerektiğini sanarak yanılıyorlar. Fakat, Cenab-ı Allah da Talut'un ilim ve vücud bakımından güçlü olmasını isteyerek mülkünü dilediğine vereceğini bildiriyor. Zamanımızda da bir kısım avam Mehdi'yi şan, şöhret, saltanat içinde bir şahıs olarak bekliyor. Halbuki Allah (c.c.) mülkü istediğine vereceğinden, bu sahıslar avamın ummadığı, hiç tahmin etmediği, kimseler olabiliyor. (Allahualem)
Yukarıda 247. ayet-i kerimenin işaretli kısmının ebcedi 1379 veya L (lam) seddesiyle birlikte 1409 rakamını vermektedir.
Acaba Hicri 1409 yılının (=Miladi 1988-1989 yılları) İslam alimlerinin ekserisi tarafından Mehdi'nin çıkış yılı olarak kabul ettikleri Hicri 1400'lü yılların başlarına karşılık gelmesi, bizlere Mehdi'nin de ayet-i kerimenin mealine uygun bir şekilde, müslümanlar üzerine seçildiğini ve vazifelendirildiğini mi müjdelemektedir? (Allahualem) 
2/248- Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: "Onun (Talut'un)  hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız bunda süphesiz sizin için bir delil vardır.’’
Talut'un hükümdarlığının alameti "Kutsal Tabut'tur." Bahsi geçen Kutsal Tabut'un içinde bu rivayete göre Hz. Musa'nin asası ile bazıi Tevrat levhaları ve Hz.Harun'un asası ile sarığı gibi kutsal emanetler bulunmaktaydı.
Talut ile Mehdi arasında bir benzerlik de burada görülmektedir. Ahirzaman da Mehdi'nin devrinde de "Kutsal Tabut" un bulunacağı rivayet edilmiş ki, bu Kutsal Tabut'da Mehdi'nin hükümdarlığının alametlerinden biri olacaktır. (Allahualem)
Hz. Mehdi, Tabut-u Sekine'yi Antakya mağarasından çıkaracaktır. 
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar ,54
Mehdi'nin elinde (zamanında) Sekine bulunan Tabut Taberiye gölünden çıkarılır ve Beyt-ül Makdis'te O'nun önüne getirilir. Yahudiler bunu görünce pek azı  hariç, çoğu müslüman olurlar. 
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman,77
Hz. Mehdi ... Beyt-ül Mukaddes'in hazinelerini, Tabut-u Sekine'yi Ben- İsrail sofrası  ile levhaların madenlerini Hz. Adem'in cübbesini, Hz. Süleyman'in minberinin asasını  ve Allah'ın Ben-i Israil'e gönderdiği süt kadar beyaz olan eldivenleri çıkaracaktır. El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,35
Hz. Talut'un sayısı az, fakat son derece seçkin, nefsini kontrol altına alabilen bir ordusu vardı. Bu ordusunu seçmek için bir ırmaktan içmemelerini söyledi. Nefsine hakim olamayan büyük bir kitle bu irmaktan çokça içerek o mübarek orduya layık olmadıklarını gösterdiler.
2/249- Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tadmazsa bendendir. Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok" dediler. (O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir."
Ahirzamanda Hz. Mehdi (r.a.) mücahedesinde de insanlar bir nevi böyle irmakla (engellerle) imtihan edilecekler, seçkin, nefsine hakim müslümanlar ancak böyle seçileceklerdir. Bu konuda Mehdi'nin karsılaşacağı Deccal ve Deccal'in yalancı ırmakları ile ilgili olarak çesitli rivayetler de bildirilmiıştir.
Huzeyfe (r.a.) der ki: Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
Muhakkak ki ben, Deccal'in beraberinde bulunan şeyleri ondan daha iyi bilmekteyim. Onun yanında akmakta olan iki ırmak vardır.Onlardan biri göz görüşü ile beyaz bir surdur. Diğeri de göz görüşü ile kendi kendine tutuşup alevlenen bir ateştir. Eğer herhangi bir kimse ona erişirse ateş olarak gördüğü  ırmağa gelsin. Sonra basını daldırsın. Sonra başını aşağıya eğip ondan içsin. çünkü o nehir soğuk bir sudur. 

Ölüm-Kiyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 48
Deccal'in fitnesiyle karşılaşanlar, farkında olmadan kendisine güzel görünen ve bu zahiren yararlı sandığı fiilleri (ayette geçen çok su içmek gibi) isleyerek aslında kötü yola düşmektedirler. Bu fitneden kurtulmak için Deccal'in zahiren kötü gösterdiği amelleri işlemek ve nefse dayalı hareket etmemek gerekmektedir.
Ayette belirtildiği gibi Hz. Talut'a (a.r.) tabi olanlarin bir çoğu nefislerine uyarak (ikaz edildiği halde bir avuçtan fazla su içerek) kendilerine büyük zarar vermişler, düşmanla savaşarak takattan kesilmişlerdir.
Şimdi de Deccal'in, rivayetlerde bildirilen ırmaklarından "kana kana yiyip içen" nefislerine hakim olamayan ehl-i dalalet imtihanı kaybetmekle ancak bir avuç mücahid-i din bu kutlu orduya katılmaya hak kazanmaktadır.
 2/250- Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çiktiklarinda, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabir yagdir, adimlarimizi sabit kil (kaydirma) ve kafirler topluluguna karsi bize yardim et."
Hz. Talud ve ordusu, o zamanin küfrün lideri ve Deccal'i olan Calut'a karşı güç, kuvvet ve dayanıklılık vermesi için Cenab-ı Allah'a dua ediyor.
“.... Ey Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır.”
çok latif bir tevafuk; Talut ve ordusunun yaptığı bu "dua" nin ebced değeri 1988 rakamını vermektedir. Acaba 1988 yılı (Hicri 1408) Mehdi'nin çıkış yılı olarak kabul edilen Hicri. 14. asrın hemen başlarına karsılık gelmesi, Mehdi ve ordusunun böyle bir duası olacağını mı bizlere haber vermektedir.
2/251- Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, alemlere karşı  büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
Yukarıdaki ayette Talut'un Calut'a karşı başarısı anlatılıyor. Cenab-ı Allah inşaAllah Mehdi ve ordusunu da Deccale karşı muvaffak kılacak, Deccalin fitne ve fesadını onlar eliyle ortadan kaldıracaktır.
Talut kıssasının Kur'an-ı Kerim'de anlatılan hususiyetleri ile Mehdiyet hadisesinin Hadis-i Şeriflerde bildirilen hususiyetleri arasındaki benzerlik bu kadarla bitmemektedir.
1. Hz. Talut'un geleceğini, Israiloğullarının peygamberleri haber veriyor.
Hz. Mehdi'nin geleceğini de, bizlere peygamberimiz haber vermiştir.
2. Hz. Talut'un ordusu rivayetlere göre 313 kişidir.
Hz. Mehdi'nin ordusu da toplam 313 kişi olacaktir.
3. Hz. Talut'dan sonra başa bir peygamber (Hz. Davud) geçiyor.
Hz. Mehdi'den sonra da başa, semadan nuzul edecek olan Hz. İsa geçecektir. (Allahualem)

Zülkarneyn ve Mehdi

 Tüm olarak, yeryüzünün meliki dört tanedir. Onların ikisi müminlerden, ikisi de kafirlerdendir.
Zülkarneyn ve Süleyman müminlerdendir.
Nemrud ve Buhtunnasir ise kafirlerdendir.
Yere beşinci olarak ehl-i beytimden biri sahip olacaktır.
Yani Mehdi  

Mektubat-i Rabbani, 2/251
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, 32
Mehdi tıpki Zülkarneyn ile Süleyman gibi bütün dünyaya hükmedecek. 
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 32
Kiyamet Alametleri, 183
Ibni Cevzi, Tarih isimli eserinde Ibni Abbas'tan tahric etti:
yeryüzüne dört kişi malik olmuştur. Ikisi mümin, ikisi kafirdir. Müminler, Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.) kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasir'dir. Beşinci olarak ehlibeytim'den birisi gelecek ve O'da dünyaya malik olacaktır. 
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman , 10
Bugüne kadar müslümanlardan dünyaya hakim olmus iki lider vardir. Hz. Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.) Dünyaya hakim olacak üçüncü müslüman lider hadis-i serifin "tipki Zülkarneyn ve Süleyman gibi" diye haber verdigi Hz. Mehdi (a.r.) dir. Bu benzerlikten gidilerek Hz. Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.) da görülen özelliklerin, ayni onlar gibi dünyaya hakim olacaka Hz. Mehdi'de de görülmesi beklenebilir.
Zül-karneyn mana itibariyle "iki cihetli" ve "iki çagli", " migferinde iki boynuz olan" veya "saçi iki bölük olan" demektir. Sayilan bu özellikler Mehdi'de de bazi cihetlerden görülebilir. Fakat biz asil olarak ayet ve hadislerde tesbit ettigimiz benzer özellikleri verecegiz.
Zülkarneyn kissasi, Kur’an-i Kerim'de Ashab-i Kehf kissasinin anlatildigi Kehf suresinde geçmektedir. Pek latif bir tevafuk, bu kissa 80'li ayetlerde anlatilmaya baslanir.
18/83- Sana (Ey Muhammed,) Zu’l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: ‘ Size, ondan ‘öğüt ve hatırlatma olarak’ (bazı bilgiler) vereceğim.
Kur’an-i Kerim Hz. Zülkarneyn 'den haber verirken, hadisler de Hz. Mehdi'den haber vermektedir.
Mehdi'nin geleceğine dair sahih hadisler tevatür  derecesindedir. Kiyamet Alametleri, 193 
 18/84- Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik. 
Bu ayetin tefsirlerinde Hz. Zülkarneyn'in yeryüzünde kudrete erdirilmesi, onun dünyaya hakim olduğu şeklinde izah edilmiştir. Yine onun çesitli ilahi yardımlara (ilim, tasarruf) kavuştuğu haber verilmiştir.
Mehdi’nin de dünyaya hakim olacağını hadislerden öğreniyoruz.

Abdullah b. Mesud'dan rivayet edilmiştir:
Mehdi dünyaya sahip olur. 

Ramuz el-Ehadis,1/135
Dünyadan bir gün bile kalsa Allah, o günü uzatıp benim ehl-i beytimden birisini dünyaya hakim kılmak için gönderecektir. 
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,24
Mehdi'de Zülkarneyn gibi Allah'tan (c.c.) yardım görmektedir. (Vehbi ilmi buna misaldir.)
Mehdi bizden ehl-i beyt'tendir. Allah (c.c.) onu bir gecede ıslah eder, olgunlaştirir. (Ona imamet makamı ve harikulade haller verip insanliğa gönderir.)
18/85- O da, bir yol tuttu.
Hz. Zülkarneyn'in, anlatilan kissasinda 3 yol takip ettiği; birinci olarak doğudan batıya, sonra batıdan doğuya, üçüncüde kuzeye doğru yol aldığı bildirilmektedir. Bunlar, ayetlerin asıl anlamlarıdır. Ayrıca bu ayeti kerimeler, "tıpki Zülkarneyn gibi" diye benzetme yapılan Hz. Mehdi'ye ve onun da 3 ayrı yol tutmasına işareten bakabilir. (Allahualem)
Hz. Zülkarneyn (a.s.) efendimizin yolculuğunda mühim bir safhada önemli bir olay ayetlerde şöyle izah ediliyor:
18/86- Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştıi ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin."
Ayet-i kerimenin garip ve esrarli bir anlatımı olduğu için mutlaka derin bir anlamı, mühim bir işareti vardır.
Gide gide güneşin battığı yere ulaşınca
Bilindiği gibi her ne kadar gidilirse gidilsin, güneş (kutup daireleri hariç) dünyanın her tarafından hergün doğar ve batar. Fakat ayet-i celilede özelliklegüneşin battığı belli bir yer ve belli bir zamandan bahsedilmektedir.
Güneşi sıcak
Bu güneş sıcak bir ortamda gözden kayboluyor
ve karabalçıklı
Güneşin kaybolduğu çevre batak ve pis bir yer
bir gözede batıyor buldu
güneş küçük bir mahalde batıyor, gizleniyor.
Ayetin son kısmında ise, güneşin battığı batak yerde zulüm yapan zalimleri olan bir kavmin varlığından bahdesediliyor. Bu güneşin batması ile zalimlerin alakası nedir acaba?
Güneşin gözlerden kaybolması olayından hemen sonra haksız yere insanlara sıkıntı ve acı veren, din karşıtı davranışlarda bulunan zalimlerden bahsedilmesi çok manidardır.
Bir sonraki ayet bu hususu daha da açıklığa kavuşturuyor.
 18/87- Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azablandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemis bir azabla azablandırır."
88. ayette de müminlere müjde veriliyor.
 18/88- Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz."
18/89- Sonra (yine) bir yol tuttu. 
Tefsirlerde Hz. Zülkarneyn'in (a.s.) bu sefer doguya dogru yol aldigi anlatilmaktadir. Allahualem Hz. Mehdi de önce batiya sonra doguya dogru yol almaktadir.
 Mehdi, doğu ile batı arasındaki her yeri fetheder.El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,57
18/90- Sonunda güneşin doğdugu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu. 
18/91- İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.
Zülkarneyn'in bir manası da "iki cihetli"dir. Hz. Zülkarneyn'in önce güneşin gizlendiği bir cihete, sonra güneşin doğdugu bir cihete kavuşması çok önemli bazı şifrelere, sırlara işaret ediyor olabilir. (allahualem) Belki de bu sırların Hz. Mehdi ile de bir ilgisi bulunabilir.
Hz.Zülkarneyn (a.s) bu sefer kuzeye yönelir.
18/92- Sonra bir yol (daha) tuttu. 
18/93-İki seddin arasına kadar ulaşti, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim buldu.
Günümüzde İslam ve Hristiyan dünyası dağ gibi büyük ve güçlü bir yapı arzetmektedir. Fakat bu iki büyük kitle, aralarının açık olması sebebiyle dinsizliğe ve komünizme karşı bir ittifaka yanaşmamaktadır. Bu aralıktan istifade eden ser güçler ise dünyayı ele geçirmeye çalışmakta, fitne ve fesad çıkarmaktadırlar.
Hz. Hamdi Yazır Kur'an Dili 5/3287'de müfessirlerin bu kavim için "Türklerdir" dediğini nakletmiştir.
18/94- Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?"
Hz. Mehdi ve Isa (a.s.)in buluştuğu bir devrede; yani Hz. Mehdi (a.r.) İslam aleminin başında olduğu ve Hz. Isa (a.s.) maiyetindeki güçlerle güç birliği yaptığı bir zamanda kıyamet alameti olarak zikredilen Ye'cüc ve Me'cüc çkaracaktır.
18/95- Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım."
18/96- "Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim."
18/97- Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler.
Hz.Zülkarneyn (a.s.) iki dağ gibi engel ve iki fesatçı kavim ile karşılasıyor. Bu iki dağın arası açık. Bu iki dağın arasının açık olması Ye'cüc ve Me'cüc'e yol oluyor, onların fitne ve fesad çikarmalarına uygun zemin hazırlıyor.
Hz.Zülkarneyn (a.s.) karşılaştığı bu kavimden maddi, teknolojik yardım alıyor. Bu yardım sayesinde iki dağın arasını birleştiriyor.
Hz.Zülkarneyn (a.s.) bu fesatçı kavme karşı savunma seti yapımında büyük miktarda demir ve bakır cevherinden yararlanıyor.
Hz. Zülkarneyn'e (a.s.) benzetilen Hz.Mehdi (a.r.) zamanında da inşaAllah arası açık iki büyük kitle İslam ve Hristiyan dünyası birleşecek, ateizm ve onun temsilcilerine karşı ortak bir haberleşme ve savunma sanayii kuracaklar, demir ve bakır ile simgelenmiş teknolojik sistemler de onlara karşı bir set görevini görecektir. (Allahualem)

Hz. Süleyman ve Mehdi

Hz. Süleyman (a.s.) ve Hz. Mehdi arasindaki rivayetlerde bildirilen ortak özellikler şunlardır:

Adaletli olmalari:


Hz. Süleyman (a.s.) pek adaletli bir hükümdardı. 
Esbab-i Nüzul - ö.N. Bilmen Tefsiri - Ibni Kesir Tefsiri 
Mehdi daha önce zulümle olan dünyayi adaletle dolduracaktir. 
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, 11

Zamanlarında bolluk ve refah olması:

Hz. Süleyman devrinde bolluk oldugu bilinmektedir.
Ümmetim o devirde (Mehdi devrinde) öyle bir refah bulacaktir ki o güne kadar onun islini kesinlikle bulmamıştır.  Sünen-i Ibni Mace 10/347

Çıkışlerından önce fitne vuku bulmasi:


Hz. Süleyman (a.s.) saltanatından önce pek büyük bir fitne olmuştu. 
Esbab-i Nüzul - ö.N. Bilmen Tefsiri - Ibni Kesir Tefsiri 
Mehdi, bütün haramlarin helal sayıdığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. 
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,37

Kalis süreleri:


Hz. Süleyman (a.s.) 40 yil maddi-manevi saltanat sürmüştür.
Esbab-i Nüzul - ö.N. Bilmen Tefsiri - Ibni Kesir Tefsiri 
Hz. Mehdi (de) 40 yil baki kalacaktır.
Esbab-i Nüzul - ö.N. Bilmen Tefsiri - Ibni Kesir Tefsiri, 50

Kutsal emanetler konusu:


Hz. Süleyman (a.s.)'in yanında devrinin kutsal emanetleri (Tevrat'i şerif, Asa-yi Musa) bulunurdu.  
Esbab-i Nüzul - ö.N. Bilmen Tefsiri - Ibni Kesir Tefsiri 
(Mehdi'nin) alametlerine gelince beraberinde, Allah resulünün gömlegi, kılıncı, sancağı (kutsal emanetler) bulunacaktır.  
Kiyamet Alametleri, 164

İmar işlerine önem vermeleri:

Hz. Süleyman (a.s) zamanında imar işlerine büyük önem verilmişti. Emrinde birçok mimar ve sanatkar çalıştırdı. Esbab-i Nüzul - ö.N. Bilmen Tefsiri - Ibni Kesir Tefsiri 
Mehdi Konstantiniyye ve diğer beldelerin imarına çalışır.El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,42

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder